masa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
masa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2015 Salı

French Café

Daha önce birçok kez söylediğim gibi dış mekan çalışmalarını daha çok seviyorum. Yapım aşaması benim için çok keyifli. Hele bir de ortaya çıkan eser benim tasarladığım ve istediğim gibiyse değmeyin keyfime...

Bu defa da eski bir Paris cafe'si yapmaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz...













Yapım esnasında çektiğim fotoğraflar da aşağıda.




Başka bir paylaşımda görüşmek üzere...


25 Nisan 2015 Cumartesi

Mutfak

Bu mutfak bildiğiniz mutfaklardan değil. Babaanne mutfağı demiştim fakat biraz karıştı işler. Hayal dünyamın da devreye girmesiyle biraz babaanneden, biraz anneanneden biraz da netteki mutfaklardan ortaya karışık bir mutfak çıktı. Herkesin kendi geçmişine dair bir şeyler bulabileceğini tahmin ediyorum. Yapımı uzun sürdü çünkü detaylar fazla olsun istedim. Biraz da işlerin yoğunluğundan...

Anlatmaya başlayayım yavaş yavaş. Ha! Bir de yapım aşamaları sözüm vardı. Tabi ki sözümü tutacağım ama bundan sonra zor o iş. Çünkü masanın başına oturunca fotoğraf çekmek unutuluyor. Hatta bazen işkenceye dönüşüyor. Yaptığım malzemelerin bir kısmını yapım aşamalarında fotoğrafladım. Minyatüre yeni başlayanlar için faydalı olur umarım.

İşte mutfağımız...

Minyatür eski mutfak

Bu defa insan figürü yapmadım. Daha önce de bahsetmiştim sanırım. İnsan figürü yapmak oldukça zahmetli ve başlı başına ayrı bir iş. Heykeltraşlara şapka çıkarmak lazım. Hatta sadece onlara değil tüm sanat ve zanaat erbabına. Bizim yaptıklarımız fonksiyonel değil. Yani bir nevi 3 boyutlu resim yapıyoruz. Fakat günlük hayatta kullanılan mobilya olsun, aksesuarlar, mutfak eşyaları vs. tüm bunlar ve yine sanat eserleri gerçek bir ustanın elinden çıktığında hayranlık uyandırıyor. Minyatür eşyaların da bir sanat dalı olarak anılması gerektiğini hatırlatarak devam edelim.

Minyatür tel dolap

Tel dolaplar vardı eskiden. Çook eskiden. Belki şimdi de vardır köylerde falan... Uzun zamandır görmüyorum. Şimdi kullandığımız buzdolaplarının yerine kullanılırdı.

Ahşap çubuklar, foreks ve örgülü telden yaptım. Örgülü teli bahçe malzemeleri satan yerlerden temin edebilirsiniz. 

Tel dolabın boyanmadan önceki hali...



Tel dolabın hemen yanında yerde bir kasa yayla domatesi var. Organik. Ama şimdikiler gibi çakma organik değil. Şimdi fiyat etiketine ederinin iki katını yazınca her şey otomatikman organik oluyor:)




Domates sandığının yanında iki çuvalımız var. Bunların içinde de bulgur, un falan vardır diye tahmin ediyorum:)

Bunların hemen üzerinde küçük bir rafımız var. Önce boyanmamış hali... Rafın yanlarındaki oyma kısımları kretuar bıçağıyla oyarak şekillendirdim. Yapmak isterseniz elinizi kesmemeye çalışın, nasıl olsa bir şekil ortaya çıkar:) Kretuar bıçağını zapt etmek zor...


Rafta üst kısımda kavanozlar içerisinde bir şeyler var. Kapakları da perdeden artan kumaşla yapmış Babaannemiz hamarat. Kavanozların içindekiler mercimek, bulgur ve pirincin öğütülmüş halleri:) Bulgur rakiplerine göre dişli çıktı. O zaman dedim, senden de tarhana yaparız. Yani ortadaki kavanozumuzda tarhana var. Maraş tarhanası. Yerseniz:) Hatta ben o sobanın üzerindeki tencerede pişenin de tarhana olduğuna dair bahse girerim. 

Rafın alt katında tabaklarımız var. Tabi ki fimodan yapıldılar.




Sonra mutfak tezgahı var. Oldukça küçük bir tezgah oldu.  


Tezgahın üzerinde yeni gelen yayla domatesinden doğranmış. Sanırım kahvaltı için. 

Burada kullandığım birçok malzeme de aslında önceden yaptığım şeyler. Mutfak, adım adım geliyorum diyordu yani.



Fimodan ilk bu turpları mı yaptım diye bir soru takıldı şimdi aklıma. Bilemedim.



Mutfağın perdesi ve tezgahın altındaki örtü aynı kumaştan oldu. Büzgülerin bu kadar muntazam olması için maalesef ama baskıyı kağıda almanız gerekli. Yoksa çok kabarık ve şekilsiz oluyor. Belki de başka yolu vardır...



Sola doğru bakınca orada bir sobamız var. Üzerinde de pişen bir şeyler. Yanıyor o aslında. Öyle göründüğüne bakmayın. Odunlar yeni atılmış ya söner gibi olmuş. Merak etmeyin birazdan yanar o:)



Sobaya gelmeden hemen önce satır ve kütük vardı. Unuttuk onları. Eskiden kıyma bununla yapılırdı. En azından bizim evde öyleydi. Şimdi satır arası diye veya zırh kıyması dedikleri ve öve öve bitiremedikleri şey bizim için bir rutindi. Allah'ım, ne kadar çok şey eskide kalmış. Bizde suç. Hepinize eski dedik. Hayatımızdan çıkardık. Şimdi cezasını sizleri özleyerek ödüyoruz:(

Sobanın ilk halini de fotoğrafladım. Belki yapmak isteyen olursa bir fikir olur.



Sobanın üzerinde tereyağında yumurta pişiyor. Evet o da kahvaltı için. Doğru tahmin ettiniz. Tenceredekini de ben doğru tahmin ettim. Tarhanaymış. O da öğleye hazırlık. 

Sobanın altına da mermer levha yaptım. Yerler ahşap. Korunması lazım. Foreksten yaptım mermeri. Üzerine kurşun kalemle minik çizgiler attığınızda mermer görünümü elde edebilirsiniz.

Ve geldik geçen yayında bahsettiğim dolabımıza. Aslı bu aşağıdaki...



Tamam zaten bir mutfak projesi vardı aklımda ama bu dolabı görmem işin tuzu biberi oldu. Tamam dedim. Konsepti bunun üzerine kuralım. Altta da benim yaptığım dolap. 

Yumurtalar doğal... E tepsi de doğal. Ahşaptan ya, o bakımdan:)



Tabi ufak tefek bazı değişiklikler yaptım ama genelde aslına sadık kalmaya da çalıştım. Dolabın yapım evresinde çektiğim fotoğrafları da paylaşayım.



Bu da tamamlanmış, boyadan önceki hali. Bazı kısımlarda ahşap yerine karton kullandım. Tahmin edersiniz ki milimetrik yerlerde ahşap çok kullanışlı bir malzeme değil.



Dolabın altında bir merdane ve ekmek tahtası var. Daha az önce kullanılıp kaldırıldılar. Az sonra masanın üzerinde göreceğiniz bazlamalar onlarla yapıldı:)

Yanında da bir karton kutu içerisinde sobaya atmak için kesilmiş odunlar var.



Masada da devam eden kahvaltı hazırlığının izleri var. Cezvede süt kaynatılmış. Bakır bardaklara da servis yapılmış. Çay mı? Çay yok. Çay zararlı. Bugün kahvaltıda sabah sağılmış, kaynatılmış mis gibi taze süt var. Çay neymiş:)



Tepsinin yanında günlük gazete. Ve az önce bahsettiğim sıcacık bazlamalar...

Masa sandalyelerin yapımıyla ilgili bir fotoğraf ta paylaşayım. Üstte gördükleriniz masanın parçaları, alttakiler de sandalyenin. Yine kretuar bıçağıyla şekil vererek yaptım oyma kısımları. Kesin, birleştirin gari...



Son olarak odanın yapımından bahsedeyim ve bitireyim. Biliyorum fazla uzattım.

 Taban parkelerini bu şekilde teker teker döşeyerek yaptım. Zor iş... Daha sonra üzerine vernik ve eskitme uyguladım. Sağ olsun eşim de boya, eskitme gibi işlemlerde yardımcı oluyor.



Ve odamızın eşyalar yerleştirilmeden önceki hali...


Ben bunu yaparken bu kadar yorulmadım yahu:) Anlatması daha zormuş.

Başka bir paylaşımda görüşmek üzere...


























17 Nisan 2015 Cuma

Restoran

Aslında restorandan sadece bir sahne. Bakır telleri aldığımda bunlarla ne yapılır derken ortaya çıkan bir çalışma.

Bugün minyatürlerimle uğraşırken bir de ne göreyim. Bizim ufaklık masa ve sandalyeyi 3 boyuttan 2 boyuta indirmiş. Geri kalan kısmı aramama rağmen bulamadım. Bulursam onarmaya çalışacağım fakat şu anda izine dahi rastlamadım:)

Fotoğrafı da bugün nereden aklıma geldiyse çekmiş bulundum. İyiki de çekmişim. Aslında o sandalyede oturan bir beyefendi de vardı ama onun hakkından da ben geldim:) Biraz düzenleme yapayım derken parçalandı gitti.


Bu ara sıcak olsun:) Eğer detaylarını kısa sürede tamamlayabilirsem uzun zamandır üzerinde çalıştığım 'babaanne mutfağı'nı sizinle paylaşacağım. Kapalı mekan çalışmayacağım dedim kendi kendime ama yine duramadım. İşte o projenin müsebbibi olan dolap...


Devamı proje tamamlanınca. Her şey bu dolabı nette görmemle başladı. Orijinal fotoğrafı bulursam onu da paylaşırım. 

Şimdilik bu kadar. Görüşmek üzere...


30 Ocak 2015 Cuma

Salon Takımı

Bu çalışmayı yapalı çok zaman oldu. Fakat bazı eksikleri vardı. Onları daha yeni tamamlayabildim. Bu şekilde başka projeler de var. Parçalar var ama birleşmeyi bekliyorlar. Her işin bir vakti-zamanı var. Zamanı gelince birdenbire ortaya çıkıyor. Hem minyatür demek sabır demek aslında. Bazı parçaların yapımı uzun zaman ve ciddi emek istiyor.

Neyse. Buyrun salonumuza bakalım. Kırmızı salonumuza:)

Minyatür Salon Takımı


Daha önceki bir çalışmada lila rengini sevdiğimi söylemiştim. Fakat kırmızıyı unutmuşum o anda. Kırmızıyı da çok severim. Hele de kırmızı renkli mobilyaları. Kırmızı, siyah ve beyaz renklerle kombine edildiğinde çok güzel görünüyor.

Çiçek konusunda çok fazla deneyimim yok açıkçası. En fazla birkaç kez yapmışımdır. Tabi minyatürle uğraşınca mimarlıktan tutun da marangozluk, boyacılık, çiçekçilik, seramik, peyzaj... Böyle uzar gider bu liste. Hepsinden biraz oluyor. Çiçek konusunda kendimi daha da geliştirmem gerektiğini düşünsem de bu seferki denemem pek fena olmadı.




Yapım sırasında aklınıza gelen malzemelerin hepsinden istifade edebilirsiniz. Çiçek yapımında kağıt, tel ve tutkal kullandım. 

Perde nikah şekerlerindeki kumaştan yapıldı.



Orta sehpanın üzerindeki tabakta bir tür yemiş var. Tabi yemişler kurudu gitti. Ben de tembelliğimden dolayı fimo hamurundan yeniden yapmadım. Ben bu tür şeyler görünce dayanamayıp hemen topluyorum. Zaten nereye, neye baksam minyatür penceresinden bakıyorum. "Bununla ne yapılır, bunu nerede kullanabilirim" gibi. Pek sağlıklı bir ruh hali olmadığına eminim:)

Duvar kağıdı evimizde kullanılandan arta kalan parçalardan kullandım. Seramik çalışmalarımdan bir parça da var koltuğun yanında.  


Duvardaki tablo da uzun zamandır bekliyordu. Kısmet burayaymış


Tahmin edebileceğiniz üzere beni en fazla uğraştıran yemek takımı oldu. Tabakların üzerine birkaç kat parlatıcı sürmeme rağmen istediğim sonucu alamadım. Nedenini de anlamadım.




Tabaklar kadar, hatta daha fazla çatal ve kaşıkların yapımına uğraştım. Birkaç kat boya attım. Onlardan da pek istediğim sonucu aldığımı söyleyemem.


Ayna önceki bir yayında bahsettiğim; kızımdan uzun müzakerelerle alabildiğim oyuncak parçası. Buraya güzel oldu.




Haliyle küçük parçalarla daha fazla uğraşılıyor. Ama ne kadar detay, o kadar güzel demek...


Başka bir paylaşımda görüşmek dileğiyle...






18 Ocak 2015 Pazar

1+1

Açık alan çalışmalarına bir süre ara vereyim demiştim ve uzunca bir süredir bekleyen ama bir türlü tamamlayamadığım dubleks odamla huzurlarınızdayım.

Dubleks minyatür ev


Nereden esti dubleks oda yapmak? Bilmem. Başdadım işte öylesine. Adım adım kendisi geldi zaten. Bu defa ayrıntıları biraz abarttım sanırım. Birçok şirin ve güzel ayrıntı oldu. Umarım beğenirsiniz.




Dediğim gibi bu projeye uzun zaman önce başlamıştım. Hafızam beni yanıltmıyorsa ilk merdivenlerini yapmıştım. Ufak tefek yamukluklar var merdivende ama kadı kızında da olur o kadar.




Gardrobun aynası yine ayna bulamadığım döneme ait. 




Biraz da üst kata bakalım. Üst katta detaylar daha fazla oldu. Büyüklüğü (daha doğrusu küçüklüğü:)) anlaşılsın diye para veya cetvel kullanırım ama bu defa bir kalem kullandım. Çünkü masanın üzerinde de bir kalem var. Seramik çalışmalarımdan ve bir ara yaptığım kitaplardan da istifade ettim burada. CD kutusu da güzel bir detay olarak kitaplıkta yerini aldı.




Minyatürde eseri detaylar güzelleştiriyor. Tabi benim yapabildiğim ancak masaya dökülmüş kahve:)




Kağıdı çöp kutusuna atmamış da... Tam bekar odası oldu burası.




Çiçek yapmayı öğrenmeliyim, acilen...



Başka bir paylaşımda görüşmek dileğiyle...


10 Ocak 2015 Cumartesi

Hediyelik Ayna:)


Geçen yazılardan birinde gerçek ayna bulamadığımdan bahsetmiştim. Bugün bir çözüm buldum. Camcıya gitmiştim. Sağ olsun o da çok olumlu yaklaştı. Hangi boyutta istersem kesebileceğini söyledi. Ben de ona minik bir hediye yaptım. 



8 Ocak 2015 Perşembe

Kumaşçı

Daha önceki projeler kendiliğinden ortaya çıktı diyordum ya. Bu öyle olmadı. Bunda direk projeye başladım. Bir koltuk imalat atölyesinden aldığım rengarenk kumaşları görünce hemen aklıma böyle bir proje hazırlama fikri geldi.

Minyatür kumaşçı


 
İlk önce kumaşçının masa ve sandalyesiyle işe başladım. Kürdan ve ahşap çubuklarla ve aldığım kumaşla masa ve sandalyeyi yaptım.
 
 
 
 
 
Kumaşçının misafirlerinin oturabilmeleri için kürdan ve foreksten tabureler yaptım. Kumaş toplarının hazırlanması oldukça zaman alan ve uğraştıran kısmı idi.
 
 
 
 
Kumaş topları hazırlamaya devam. Ortadaki tezgahı da ölçüm işleri ve el altında olması gerekenler için kullanıyor kumaşçı. 
 
 
 
 
Üst raflara ulaşmak için bir merdivene ihtiyacımız var. Tabureler de masa, sandalyeyle uyumlu olmalı. Ben şimdiye kadar genç bir kumaşçı görmedim. Bir de okuma gözlüğü olsa iyi olur masada. Bir de veresiye defteri ekledik mi tamam. Ölçüm için metre lazım. Kumaşları kesmek için bir makas. Nazar boncuğu da olsun. Nazar değmesin:) 
 
 
 
 
Bu da geniş açıdan tamamlanmış bir başka fotoğraf...
 
 
 
Başka bir paylaşımda görüşmek üzere...