mutfak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutfak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2015 Cumartesi

Mutfak

Bu mutfak bildiğiniz mutfaklardan değil. Babaanne mutfağı demiştim fakat biraz karıştı işler. Hayal dünyamın da devreye girmesiyle biraz babaanneden, biraz anneanneden biraz da netteki mutfaklardan ortaya karışık bir mutfak çıktı. Herkesin kendi geçmişine dair bir şeyler bulabileceğini tahmin ediyorum. Yapımı uzun sürdü çünkü detaylar fazla olsun istedim. Biraz da işlerin yoğunluğundan...

Anlatmaya başlayayım yavaş yavaş. Ha! Bir de yapım aşamaları sözüm vardı. Tabi ki sözümü tutacağım ama bundan sonra zor o iş. Çünkü masanın başına oturunca fotoğraf çekmek unutuluyor. Hatta bazen işkenceye dönüşüyor. Yaptığım malzemelerin bir kısmını yapım aşamalarında fotoğrafladım. Minyatüre yeni başlayanlar için faydalı olur umarım.

İşte mutfağımız...

Minyatür eski mutfak

Bu defa insan figürü yapmadım. Daha önce de bahsetmiştim sanırım. İnsan figürü yapmak oldukça zahmetli ve başlı başına ayrı bir iş. Heykeltraşlara şapka çıkarmak lazım. Hatta sadece onlara değil tüm sanat ve zanaat erbabına. Bizim yaptıklarımız fonksiyonel değil. Yani bir nevi 3 boyutlu resim yapıyoruz. Fakat günlük hayatta kullanılan mobilya olsun, aksesuarlar, mutfak eşyaları vs. tüm bunlar ve yine sanat eserleri gerçek bir ustanın elinden çıktığında hayranlık uyandırıyor. Minyatür eşyaların da bir sanat dalı olarak anılması gerektiğini hatırlatarak devam edelim.

Minyatür tel dolap

Tel dolaplar vardı eskiden. Çook eskiden. Belki şimdi de vardır köylerde falan... Uzun zamandır görmüyorum. Şimdi kullandığımız buzdolaplarının yerine kullanılırdı.

Ahşap çubuklar, foreks ve örgülü telden yaptım. Örgülü teli bahçe malzemeleri satan yerlerden temin edebilirsiniz. 

Tel dolabın boyanmadan önceki hali...



Tel dolabın hemen yanında yerde bir kasa yayla domatesi var. Organik. Ama şimdikiler gibi çakma organik değil. Şimdi fiyat etiketine ederinin iki katını yazınca her şey otomatikman organik oluyor:)




Domates sandığının yanında iki çuvalımız var. Bunların içinde de bulgur, un falan vardır diye tahmin ediyorum:)

Bunların hemen üzerinde küçük bir rafımız var. Önce boyanmamış hali... Rafın yanlarındaki oyma kısımları kretuar bıçağıyla oyarak şekillendirdim. Yapmak isterseniz elinizi kesmemeye çalışın, nasıl olsa bir şekil ortaya çıkar:) Kretuar bıçağını zapt etmek zor...


Rafta üst kısımda kavanozlar içerisinde bir şeyler var. Kapakları da perdeden artan kumaşla yapmış Babaannemiz hamarat. Kavanozların içindekiler mercimek, bulgur ve pirincin öğütülmüş halleri:) Bulgur rakiplerine göre dişli çıktı. O zaman dedim, senden de tarhana yaparız. Yani ortadaki kavanozumuzda tarhana var. Maraş tarhanası. Yerseniz:) Hatta ben o sobanın üzerindeki tencerede pişenin de tarhana olduğuna dair bahse girerim. 

Rafın alt katında tabaklarımız var. Tabi ki fimodan yapıldılar.




Sonra mutfak tezgahı var. Oldukça küçük bir tezgah oldu.  


Tezgahın üzerinde yeni gelen yayla domatesinden doğranmış. Sanırım kahvaltı için. 

Burada kullandığım birçok malzeme de aslında önceden yaptığım şeyler. Mutfak, adım adım geliyorum diyordu yani.



Fimodan ilk bu turpları mı yaptım diye bir soru takıldı şimdi aklıma. Bilemedim.



Mutfağın perdesi ve tezgahın altındaki örtü aynı kumaştan oldu. Büzgülerin bu kadar muntazam olması için maalesef ama baskıyı kağıda almanız gerekli. Yoksa çok kabarık ve şekilsiz oluyor. Belki de başka yolu vardır...



Sola doğru bakınca orada bir sobamız var. Üzerinde de pişen bir şeyler. Yanıyor o aslında. Öyle göründüğüne bakmayın. Odunlar yeni atılmış ya söner gibi olmuş. Merak etmeyin birazdan yanar o:)



Sobaya gelmeden hemen önce satır ve kütük vardı. Unuttuk onları. Eskiden kıyma bununla yapılırdı. En azından bizim evde öyleydi. Şimdi satır arası diye veya zırh kıyması dedikleri ve öve öve bitiremedikleri şey bizim için bir rutindi. Allah'ım, ne kadar çok şey eskide kalmış. Bizde suç. Hepinize eski dedik. Hayatımızdan çıkardık. Şimdi cezasını sizleri özleyerek ödüyoruz:(

Sobanın ilk halini de fotoğrafladım. Belki yapmak isteyen olursa bir fikir olur.



Sobanın üzerinde tereyağında yumurta pişiyor. Evet o da kahvaltı için. Doğru tahmin ettiniz. Tenceredekini de ben doğru tahmin ettim. Tarhanaymış. O da öğleye hazırlık. 

Sobanın altına da mermer levha yaptım. Yerler ahşap. Korunması lazım. Foreksten yaptım mermeri. Üzerine kurşun kalemle minik çizgiler attığınızda mermer görünümü elde edebilirsiniz.

Ve geldik geçen yayında bahsettiğim dolabımıza. Aslı bu aşağıdaki...



Tamam zaten bir mutfak projesi vardı aklımda ama bu dolabı görmem işin tuzu biberi oldu. Tamam dedim. Konsepti bunun üzerine kuralım. Altta da benim yaptığım dolap. 

Yumurtalar doğal... E tepsi de doğal. Ahşaptan ya, o bakımdan:)



Tabi ufak tefek bazı değişiklikler yaptım ama genelde aslına sadık kalmaya da çalıştım. Dolabın yapım evresinde çektiğim fotoğrafları da paylaşayım.



Bu da tamamlanmış, boyadan önceki hali. Bazı kısımlarda ahşap yerine karton kullandım. Tahmin edersiniz ki milimetrik yerlerde ahşap çok kullanışlı bir malzeme değil.



Dolabın altında bir merdane ve ekmek tahtası var. Daha az önce kullanılıp kaldırıldılar. Az sonra masanın üzerinde göreceğiniz bazlamalar onlarla yapıldı:)

Yanında da bir karton kutu içerisinde sobaya atmak için kesilmiş odunlar var.



Masada da devam eden kahvaltı hazırlığının izleri var. Cezvede süt kaynatılmış. Bakır bardaklara da servis yapılmış. Çay mı? Çay yok. Çay zararlı. Bugün kahvaltıda sabah sağılmış, kaynatılmış mis gibi taze süt var. Çay neymiş:)



Tepsinin yanında günlük gazete. Ve az önce bahsettiğim sıcacık bazlamalar...

Masa sandalyelerin yapımıyla ilgili bir fotoğraf ta paylaşayım. Üstte gördükleriniz masanın parçaları, alttakiler de sandalyenin. Yine kretuar bıçağıyla şekil vererek yaptım oyma kısımları. Kesin, birleştirin gari...



Son olarak odanın yapımından bahsedeyim ve bitireyim. Biliyorum fazla uzattım.

 Taban parkelerini bu şekilde teker teker döşeyerek yaptım. Zor iş... Daha sonra üzerine vernik ve eskitme uyguladım. Sağ olsun eşim de boya, eskitme gibi işlemlerde yardımcı oluyor.



Ve odamızın eşyalar yerleştirilmeden önceki hali...


Ben bunu yaparken bu kadar yorulmadım yahu:) Anlatması daha zormuş.

Başka bir paylaşımda görüşmek üzere...


























17 Nisan 2015 Cuma

Restoran

Aslında restorandan sadece bir sahne. Bakır telleri aldığımda bunlarla ne yapılır derken ortaya çıkan bir çalışma.

Bugün minyatürlerimle uğraşırken bir de ne göreyim. Bizim ufaklık masa ve sandalyeyi 3 boyuttan 2 boyuta indirmiş. Geri kalan kısmı aramama rağmen bulamadım. Bulursam onarmaya çalışacağım fakat şu anda izine dahi rastlamadım:)

Fotoğrafı da bugün nereden aklıma geldiyse çekmiş bulundum. İyiki de çekmişim. Aslında o sandalyede oturan bir beyefendi de vardı ama onun hakkından da ben geldim:) Biraz düzenleme yapayım derken parçalandı gitti.


Bu ara sıcak olsun:) Eğer detaylarını kısa sürede tamamlayabilirsem uzun zamandır üzerinde çalıştığım 'babaanne mutfağı'nı sizinle paylaşacağım. Kapalı mekan çalışmayacağım dedim kendi kendime ama yine duramadım. İşte o projenin müsebbibi olan dolap...


Devamı proje tamamlanınca. Her şey bu dolabı nette görmemle başladı. Orijinal fotoğrafı bulursam onu da paylaşırım. 

Şimdilik bu kadar. Görüşmek üzere...


4 Ocak 2015 Pazar

1/25 Ölçekli Minyatürlere Başlıyorum...




1/25 oranı minyatür eşyalar için sıkça kullanılan bir oran değil. Benim gözlemlerime göre daha çok 1/12 (yani 1 inch/1 feet) oranı veya daha az olarak da 1/24 yani bunun yarısı esas alınarak minyatür yapılıyor. Fakat daha önce de belirttiğim gibi ben 1/25 oranını hem eşyaların bu boyutta daha sevimli olduklarını düşündüğümden ve bunun yanında hesaplama kolaylığını göz önünde bulundurarak seçtim. Ama bazen detayları uygulamak gerçekten bir işkenceye dönüşebiliyor. 




Bizim mutfak masası, aynı zamanda benim çalışma masam
 Minyatür eşya yapımında aklınıza gelen hemen her türlü nesneyi kullanabilirsiniz. Bu, bazen bir avantaj olsa da bazen de evinizde atmaya kıyamayıp biriktirdiğiniz malzemeler bir süre sonra ciddi yer kaplamaya başlıyor. Bu konuda tavsiye isterseniz kapak, kalem parçası, boncuk vs. aklınıza ne gelirse bir kutuda biriktirin. Çünkü öyle bir an gelecek ki "A! iyi ki bunu saklamışım" diyeceksiniz ve tabi ki çöpçü damgası yemeyi de göze alacaksınız:)
 Henüz bir atölyem olmadığından şu anda mutfak masası ve bazen de salondaki yemek masasında kaçak(!) olarak çalışmalarıma devam ediyorum. Atölyesi olanlara çok imreniyorum ama bunun için benim şimdilik biraz daha sabretmem gerekiyor.


Ardından malzeme toplama işi başlıyor. Çünkü daha önce bahsettiğim mdf 'ler yapmayı planladığım 1/25 ölçekli minyatür eşyalar için pek uygun bir malzeme değil. İlk olarak gıda ambalaj vs. satılan bir mağazadan çay karıştırmak için kullanılan tahta çubuklardan, çöp şiş çubuklarından ve adana şiş için yapılmış olan çubuklardan ve tabi ki bir çok yerde kullanacağım kürdanları temin ederek başlıyorum.


 Foreks veya dekopa olarak adlandırılan daha çok reklamcıların kullandığı pvc köpüklerden uzun uğraşlar sonucu buldum. Reklamcılar daha çok 10 mm ve 5 mm kalınlıkta olanları kullandığından daha incelerini oralarda bulmak zor. Minyatür eşya yapımında ise 3 mm ve 1 mm kullanılıyor. Fakat daha sonra foreksin sanal mağazalarda da satıldığını gördüm. Oradan almak daha avantajlı. Çok güzel şekilde ambalajlanmış olarak kapınıza kadar geliyor. Fiyatı da oldukça makul seviyelerde.


 Bunun yanında son olarak fotoblok denilen mimari maket yapımında kullanılan bir malzeme daha olduğunu öğrendim, fakat deneme şansım henüz olmadı. Foreksin kesimi zor. Fotoblok'un daha kolay işlenebildiği izlenimi edindim. Kullandıktan sonra onunla ilgili deneyimlerimi de paylaşırım. Deneyimlerimi paylaşırım demişim. Tesadüfen şimdi (uzunca bir zaman sonra) fark ettim. Fotoblok minyatürle uğraşanların uzak durması gereken bir malzeme. Kullanışsız. Foreks kesinlikle daha iyi.


Ahşap ve diğer malzemelerin işlenebilmesi ve bazen hassas şekillerin verilebilmesi için bir arayış içerisindeydim. Forum sitelerini karıştırırken el motoru diye bir şey olduğunu keşfettim. Aslında bu alet bir nevi modifiye matkap. Yani kesme, delme, taşlama, zımparalama için değiştirilebilen başlıkları olan bir mini matkap. Markalar içerisinde en bilineni Dremel. Çin işi, aldığınıza pişman olabileceğiniz birçok marka var. Black&Decker'i bir mağazada inceledim. Ürünü tanıtan arkadaş "Abi Proxxon diye bir marka var, diğerleri onun eline su dökemez." deyince haliyle ben de bir tane Proxxon Micromot aldım. Proxxon bir Alman markası. Aslında incelemelerim neticesinde vardığım kanaat, hepsi üç aşağı beş yukarı aynı. Tabi ki tercih meselesi.

Proxxon Micromot El Motoru

Bu konuda bir noktaya değinmeden geçemeyeceğim. Proxxon el motorunu aldıktan sonra hemen fark etmedim ama bir süre sonra matkap uçlarından birisinin kırık olduğunu farkettim. Bu arada kırılması çok doğal, çünkü kalınlığı 0.5 mm. Ürünü aldığım Güven Sanat sanal mağazasını telefonla aradım ve durumu bildirdim. Hemen içerisinde 3 adet matkap ucunun bulunduğu paketi ücretsiz olarak, üstelik kargosunu da karşılayarak gönderdiler. Ben tesadüfen bu mağazadan alışveriş yaptım. Ama detay gibi görünen bu tarz durumlar firmanın güvenilirliğini ve kredibilitesini benim gözümde artırıyor.


El motorunu aldıktan sonra bununla ne yapabilirim diye düşünürken kürdanlarım geldi aklıma. Hemen işe koyuldum. El motorunu torna gibi kullanarak kürdanlara şekil verdim. Bu parçaları ve oturma kısmı olarak kullanacağım; duvar kağıdından bir parça keserek bank yapmaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz. Henüz bir projede kullanmak kısmet olmadı. Hatta orijinali hasar görünce biraz modifiye ederek yeniledim. Onu da bir projede kullanınca fotoğraflarım. 


Kürdan ve duvar kağıdından bank

Ben güzel yazılar olan blogları uzun yazılmış olsalar da sıkılmadan okuyorum. Umarım yazılarım gereğinden fazla uzun ve sıkıcı değildir. Amacım minyatüre gönül verenler için bildiklerimi detaylı olarak paylaşmak. Başka bir paylaşımda görüşmek üzere...