Başka bir yayında görüşmek dileğiyle.Hoşçakalın...
sandalye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sandalye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Kasım 2015 Perşembe
Car Diorama
Merhaba, bu defa yine bir diorama çalışması yaptım. Açık alan çalışmalarını daha bir keyifle, istekle yaptığımı her fırsatta vurguluyorum. Daha önceden sırf diorama çalışmasında kullanmak üzere aldığım eski model bir araç kullandım burada. Umarım sizler de beğenirsiniz...
Başka bir yayında görüşmek dileğiyle.Hoşçakalın...
Başka bir yayında görüşmek dileğiyle.Hoşçakalın...
12 Mayıs 2015 Salı
French Café
Daha önce birçok kez söylediğim gibi dış mekan çalışmalarını daha çok seviyorum. Yapım aşaması benim için çok keyifli. Hele bir de ortaya çıkan eser benim tasarladığım ve istediğim gibiyse değmeyin keyfime...
Bu defa da eski bir Paris cafe'si yapmaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz...
Bu defa da eski bir Paris cafe'si yapmaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz...
Yapım esnasında çektiğim fotoğraflar da aşağıda.
Başka bir paylaşımda görüşmek üzere...
Etiketler:
Cafe,
Café,
Camekan,
çatı,
Dükkan,
Eski,
Etiket,
Ferforje,
Fiyat,
Fransız,
French Café,
Gazete,
Gül,
kahve,
kaldırım taşı,
masa,
Mekan,
Portakal suyu.,
sandalye,
Tül
25 Nisan 2015 Cumartesi
Mutfak
Bu mutfak bildiğiniz mutfaklardan değil. Babaanne mutfağı demiştim fakat biraz karıştı işler. Hayal dünyamın da devreye girmesiyle biraz babaanneden, biraz anneanneden biraz da netteki mutfaklardan ortaya karışık bir mutfak çıktı. Herkesin kendi geçmişine dair bir şeyler bulabileceğini tahmin ediyorum. Yapımı uzun sürdü çünkü detaylar fazla olsun istedim. Biraz da işlerin yoğunluğundan...
Anlatmaya başlayayım yavaş yavaş. Ha! Bir de yapım aşamaları sözüm vardı. Tabi ki sözümü tutacağım ama bundan sonra zor o iş. Çünkü masanın başına oturunca fotoğraf çekmek unutuluyor. Hatta bazen işkenceye dönüşüyor. Yaptığım malzemelerin bir kısmını yapım aşamalarında fotoğrafladım. Minyatüre yeni başlayanlar için faydalı olur umarım.
İşte mutfağımız...
Bu defa insan figürü yapmadım. Daha önce de bahsetmiştim sanırım. İnsan figürü yapmak oldukça zahmetli ve başlı başına ayrı bir iş. Heykeltraşlara şapka çıkarmak lazım. Hatta sadece onlara değil tüm sanat ve zanaat erbabına. Bizim yaptıklarımız fonksiyonel değil. Yani bir nevi 3 boyutlu resim yapıyoruz. Fakat günlük hayatta kullanılan mobilya olsun, aksesuarlar, mutfak eşyaları vs. tüm bunlar ve yine sanat eserleri gerçek bir ustanın elinden çıktığında hayranlık uyandırıyor. Minyatür eşyaların da bir sanat dalı olarak anılması gerektiğini hatırlatarak devam edelim.
Anlatmaya başlayayım yavaş yavaş. Ha! Bir de yapım aşamaları sözüm vardı. Tabi ki sözümü tutacağım ama bundan sonra zor o iş. Çünkü masanın başına oturunca fotoğraf çekmek unutuluyor. Hatta bazen işkenceye dönüşüyor. Yaptığım malzemelerin bir kısmını yapım aşamalarında fotoğrafladım. Minyatüre yeni başlayanlar için faydalı olur umarım.
İşte mutfağımız...
![]() |
| Minyatür eski mutfak |
Bu defa insan figürü yapmadım. Daha önce de bahsetmiştim sanırım. İnsan figürü yapmak oldukça zahmetli ve başlı başına ayrı bir iş. Heykeltraşlara şapka çıkarmak lazım. Hatta sadece onlara değil tüm sanat ve zanaat erbabına. Bizim yaptıklarımız fonksiyonel değil. Yani bir nevi 3 boyutlu resim yapıyoruz. Fakat günlük hayatta kullanılan mobilya olsun, aksesuarlar, mutfak eşyaları vs. tüm bunlar ve yine sanat eserleri gerçek bir ustanın elinden çıktığında hayranlık uyandırıyor. Minyatür eşyaların da bir sanat dalı olarak anılması gerektiğini hatırlatarak devam edelim.
![]() |
| Minyatür tel dolap |
Tel dolaplar vardı eskiden. Çook eskiden. Belki şimdi de vardır köylerde falan... Uzun zamandır görmüyorum. Şimdi kullandığımız buzdolaplarının yerine kullanılırdı.
Ahşap çubuklar, foreks ve örgülü telden yaptım. Örgülü teli bahçe malzemeleri satan yerlerden temin edebilirsiniz.
Tel dolabın boyanmadan önceki hali...
Tel dolabın hemen yanında yerde bir kasa yayla domatesi var. Organik. Ama şimdikiler gibi çakma organik değil. Şimdi fiyat etiketine ederinin iki katını yazınca her şey otomatikman organik oluyor:)
Domates sandığının yanında iki çuvalımız var. Bunların içinde de bulgur, un falan vardır diye tahmin ediyorum:)
Bunların hemen üzerinde küçük bir rafımız var. Önce boyanmamış hali... Rafın yanlarındaki oyma kısımları kretuar bıçağıyla oyarak şekillendirdim. Yapmak isterseniz elinizi kesmemeye çalışın, nasıl olsa bir şekil ortaya çıkar:) Kretuar bıçağını zapt etmek zor...
Rafta üst kısımda kavanozlar içerisinde bir şeyler var. Kapakları da perdeden artan kumaşla yapmış Babaannemiz hamarat. Kavanozların içindekiler mercimek, bulgur ve pirincin öğütülmüş halleri:) Bulgur rakiplerine göre dişli çıktı. O zaman dedim, senden de tarhana yaparız. Yani ortadaki kavanozumuzda tarhana var. Maraş tarhanası. Yerseniz:) Hatta ben o sobanın üzerindeki tencerede pişenin de tarhana olduğuna dair bahse girerim.
Rafın alt katında tabaklarımız var. Tabi ki fimodan yapıldılar.
Sonra mutfak tezgahı var. Oldukça küçük bir tezgah oldu.
Tezgahın üzerinde yeni gelen yayla domatesinden doğranmış. Sanırım kahvaltı için.
Burada kullandığım birçok malzeme de aslında önceden yaptığım şeyler. Mutfak, adım adım geliyorum diyordu yani.
Fimodan ilk bu turpları mı yaptım diye bir soru takıldı şimdi aklıma. Bilemedim.
Mutfağın perdesi ve tezgahın altındaki örtü aynı kumaştan oldu. Büzgülerin bu kadar muntazam olması için maalesef ama baskıyı kağıda almanız gerekli. Yoksa çok kabarık ve şekilsiz oluyor. Belki de başka yolu vardır...
Sola doğru bakınca orada bir sobamız var. Üzerinde de pişen bir şeyler. Yanıyor o aslında. Öyle göründüğüne bakmayın. Odunlar yeni atılmış ya söner gibi olmuş. Merak etmeyin birazdan yanar o:)
Sobaya gelmeden hemen önce satır ve kütük vardı. Unuttuk onları. Eskiden kıyma bununla yapılırdı. En azından bizim evde öyleydi. Şimdi satır arası diye veya zırh kıyması dedikleri ve öve öve bitiremedikleri şey bizim için bir rutindi. Allah'ım, ne kadar çok şey eskide kalmış. Bizde suç. Hepinize eski dedik. Hayatımızdan çıkardık. Şimdi cezasını sizleri özleyerek ödüyoruz:(
Sobanın ilk halini de fotoğrafladım. Belki yapmak isteyen olursa bir fikir olur.
Sobanın üzerinde tereyağında yumurta pişiyor. Evet o da kahvaltı için. Doğru tahmin ettiniz. Tenceredekini de ben doğru tahmin ettim. Tarhanaymış. O da öğleye hazırlık.
Sobanın altına da mermer levha yaptım. Yerler ahşap. Korunması lazım. Foreksten yaptım mermeri. Üzerine kurşun kalemle minik çizgiler attığınızda mermer görünümü elde edebilirsiniz.
Ve geldik geçen yayında bahsettiğim dolabımıza. Aslı bu aşağıdaki...
Tamam zaten bir mutfak projesi vardı aklımda ama bu dolabı görmem işin tuzu biberi oldu. Tamam dedim. Konsepti bunun üzerine kuralım. Altta da benim yaptığım dolap.
Yumurtalar doğal... E tepsi de doğal. Ahşaptan ya, o bakımdan:)
Tabi ufak tefek bazı değişiklikler yaptım ama genelde aslına sadık kalmaya da çalıştım. Dolabın yapım evresinde çektiğim fotoğrafları da paylaşayım.
Bu da tamamlanmış, boyadan önceki hali. Bazı kısımlarda ahşap yerine karton kullandım. Tahmin edersiniz ki milimetrik yerlerde ahşap çok kullanışlı bir malzeme değil.
Dolabın altında bir merdane ve ekmek tahtası var. Daha az önce kullanılıp kaldırıldılar. Az sonra masanın üzerinde göreceğiniz bazlamalar onlarla yapıldı:)
Yanında da bir karton kutu içerisinde sobaya atmak için kesilmiş odunlar var.
Masada da devam eden kahvaltı hazırlığının izleri var. Cezvede süt kaynatılmış. Bakır bardaklara da servis yapılmış. Çay mı? Çay yok. Çay zararlı. Bugün kahvaltıda sabah sağılmış, kaynatılmış mis gibi taze süt var. Çay neymiş:)
Tepsinin yanında günlük gazete. Ve az önce bahsettiğim sıcacık bazlamalar...
Masa sandalyelerin yapımıyla ilgili bir fotoğraf ta paylaşayım. Üstte gördükleriniz masanın parçaları, alttakiler de sandalyenin. Yine kretuar bıçağıyla şekil vererek yaptım oyma kısımları. Kesin, birleştirin gari...
Son olarak odanın yapımından bahsedeyim ve bitireyim. Biliyorum fazla uzattım.
Taban parkelerini bu şekilde teker teker döşeyerek yaptım. Zor iş... Daha sonra üzerine vernik ve eskitme uyguladım. Sağ olsun eşim de boya, eskitme gibi işlemlerde yardımcı oluyor.
Ve odamızın eşyalar yerleştirilmeden önceki hali...
Ben bunu yaparken bu kadar yorulmadım yahu:) Anlatması daha zormuş.
Başka bir paylaşımda görüşmek üzere...
17 Nisan 2015 Cuma
Restoran
Aslında restorandan sadece bir sahne. Bakır telleri aldığımda bunlarla ne yapılır derken ortaya çıkan bir çalışma.
Bugün minyatürlerimle uğraşırken bir de ne göreyim. Bizim ufaklık masa ve sandalyeyi 3 boyuttan 2 boyuta indirmiş. Geri kalan kısmı aramama rağmen bulamadım. Bulursam onarmaya çalışacağım fakat şu anda izine dahi rastlamadım:)
Fotoğrafı da bugün nereden aklıma geldiyse çekmiş bulundum. İyiki de çekmişim. Aslında o sandalyede oturan bir beyefendi de vardı ama onun hakkından da ben geldim:) Biraz düzenleme yapayım derken parçalandı gitti.
Bugün minyatürlerimle uğraşırken bir de ne göreyim. Bizim ufaklık masa ve sandalyeyi 3 boyuttan 2 boyuta indirmiş. Geri kalan kısmı aramama rağmen bulamadım. Bulursam onarmaya çalışacağım fakat şu anda izine dahi rastlamadım:)
Fotoğrafı da bugün nereden aklıma geldiyse çekmiş bulundum. İyiki de çekmişim. Aslında o sandalyede oturan bir beyefendi de vardı ama onun hakkından da ben geldim:) Biraz düzenleme yapayım derken parçalandı gitti.
Bu ara sıcak olsun:) Eğer detaylarını kısa sürede tamamlayabilirsem uzun zamandır üzerinde çalıştığım 'babaanne mutfağı'nı sizinle paylaşacağım. Kapalı mekan çalışmayacağım dedim kendi kendime ama yine duramadım. İşte o projenin müsebbibi olan dolap...
Devamı proje tamamlanınca. Her şey bu dolabı nette görmemle başladı. Orijinal fotoğrafı bulursam onu da paylaşırım.
Şimdilik bu kadar. Görüşmek üzere...
2 Şubat 2015 Pazartesi
Küçük Oda
Odalara ad bulmakta zorlanıyorum. İçinde bulunan eşyalardan dolayı klasik oda da olabilirdi ama baktım ki oda çok küçük, böyle oldu. Beni takip edenlerin kolayca tahmin edebileceği gibi eşyalar yine farklı zamanlarda yapıldı ve bu projede birbirlerine kavuştular. En son radyoyu yapmıştım. Zaten onu da Google+'da paylaşmıştım. Radyonun yapımından ilerleyen satırlarda bahsedeceğim.
Ahşap çubuklardan el motoruyla 3 parça ayak şekillendirdim.
Bu üç ayağı da aralarında 120 derecelik açı olacak şekilde birbirine yapıştırdım. Bunu da üst kısımla birleştirdim. Sehpanın boyanmadan önceki son hali ortaya çıkmış oldu.
İlk önce köşedeki konsolu yapmıştım. Rengini nasıl yapsam derken böyle bir şey çıktı ortaya. Eskitmeyi nasıl yapıyorum? Teknikleri olduğunu biliyorum. Fakat ben serbest stil çalışıyorum. Yani ki, o an kafama nasıl eserse öyle yapıyorum. Umarım başarılı olabilmişimdir.
Yine daha önceki seramik çalışmalarımdan iki tanesini burada kullandım. Çiçek yapımı için uğraşıyorum. "Elimden gelen bu" demiyorum. Bunlar şimdilik başlangıç. İleride daha iyilerini de yapabileceğimi düşünüyorum.
Gelelim radyomuza. Radyonun hikayesi şöyle başladı. Ben çalışmayı tamamlamadan önce şöyle bir bakarım. Ne eksik? Ya da eksik var mı? Hatta yakınlarımdan fikir de alıyorum bazen. Mesela bu odadaki sandalye sevgili kız kardeşimin fikridir. En son tekrar baktığımda aynanın önüne bir şey daha eklemeliyim diye düşündüm. Aklıma, odanın konseptinden dolayı eski bir radyo yapmak geldi.
Tabi bu fikirden sonra radyoyu nasıl yapabilirim arayışına girdim. İlk önce karton parçasından denedim ve başarılı olamadım. Strafor parçasının daha uygun olabileceğini düşündüm ve radyo görünümü verecek şekilde bir parça kestim. Siyaha boyadım. Daha önceden soba boyası ile boyadığım plastik parçalarından ince şeritler kestim ki; bunlar radyonun kenarları olacaktı. Düğme olarak lolipop çubuğundan parçalar kestim. Gösterge için de üzerinde ince çizgiler olan şeffaf bir plastik parçasının altına kırmızı karton yapıştırdım. Ve, radyomuz hazır...
Ortadaki sehpanın da minik bir hikayesi var. Evdeki kitaplığı taşırken kitaplığın ayağı kırıldı. Tabi sağolsunlar ortaya bir tane daha eklemişler. Onu tamir ettikten sonra tipik bir minyatürcünün yapacağı gibi kırılan ayaktan ne yapabileceğimi düşündüm. Krizi fırsata çevirdim yani:) Tabi burada gördüğünüz sadece bir parçası.
Ortasına ağaç tutkalı doldurdum. Boşluk vardı. İçine de 1.5 cm uzunluğunda bir lolipop çubuğu sapladım. Kurumaya bıraktım. Sonra ayaklar.
Bu üç ayağı da aralarında 120 derecelik açı olacak şekilde birbirine yapıştırdım. Bunu da üst kısımla birleştirdim. Sehpanın boyanmadan önceki son hali ortaya çıkmış oldu.
Koltuğu da önceden yapmıştım. Bu projeye uygun olabileceğini düşünerek burada kullandım.
Odalarımın çoğunda kapı yapmıyorum. Bunda bir kapı olsun istedim.
Başka bir paylaşımda görüşmek dileğiyle...
Etiketler:
antika radyo,
ayna,
çiçek,
dresuar,
duvar kağıdı,
duvar süsü,
halı,
kapı,
koltuk,
konsol,
minyatür,
Oda,
perde,
radyo,
sandalye,
sehpa,
seramik,
vazo
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















































