diorama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diorama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2015 Pazar

Fırın

Yine bizim köyden bir manzara:) Değil tabi ki. Tamamen benim hayal dünyamdan bir sahne bu. Buyurun seyre...


Fırın fikri için fimoya teşekkür ediyorum:) Fimodan ilk ne yapılır: ekmek. Ekmeklerden sonra fırın yapmaya karar verdim. Ve böylece proje şekillendi.



Neden 'fırın' olmadı da 'bakery' oldu. Biraz şekillenmeye başladıktan sonra baktım bu bizim fırınlara pek benzemedi. O zaman 'bakery' olsun dedim ben de.

Böyle rengarenk bir kaldırım var mı bilmiyorum. Ben görmedim. Tabi dediğim gibi bu benim hayal dünyam. 



Biraz gerçekçi olsun diye oraya bir rögar kapağı kondurdum.



Ağaç yine gerçek bir ağaçtan kopardığım bir dal parçası. Bu aralar ağaçlara dikkat ediyorum. Allah'ım ne kadar fazla çam çeşidi var. Ne kadar güzeller. Minyatürün bana olumlu bir katkısı olarak bakıyorum. Daha önce de ağaçları seviyordum fakat şimdi daha dikkatli inceliyorum...



Sokak lambası olmadan olmaz tabi böyle bir çalışmada.



Yandaki duvarları topladığım doğal taşlardan ve beyaz seramik hamurundan yaptım. 



Alanın küçük olduğunu fark ettiğimde artık çok geçti:) 









Başka bir paylaşımda görüşmek üzere...

27 Ocak 2015 Salı

Köy Evi

İnternette gezinirken gördüğüm "Diorama"ları çok beğendim. Tabi bunların bir çoğu minyatür sanatçısının yaşadığı yerlere ait sahnelerdi. Yani yereldi. Ben yerel olarak ne yapabilirim düşüncesinden yola çıkarak böyle bir çalışma yaptım. Beğenilerinize sunuyorum.















































Başka bir paylaşımda görüşmek dileğiyle...

16 Ocak 2015 Cuma

Köy Çeşmesi

Bir öncekine benzer bir proje oldu bu da. Bu benzerlikte tabi yine seramik hamurunun etkisi tartışılmaz. Yine benzer malzemeler kullandım.

minyatür köy çeşmesi



Ağaçları da hemen hemen bir öncekine benzer bir yöntemle yaptım. Ağaç dallarından kopardığım minik dalların üzerine bulaşık süngerinin sert kısmından minik parçaları biraz tiftikleyip yapştırdım.




Çeşmeden su da akıyor. Bu görünümü silikonla elde ettim. Zeminde yine mozaik taşlarını kullandım.




Çeşmenin başında yumurtalarla dolu bir de sepetimiz var. Kim unuttuysa artık orada:) Sepet kartondan yapıldı. Yumurtalar da seramik hamurundan. Bir kısmı orijinal renginde bir kısmını da beyaza boyadım.



Tekrar oda projelerine başlamam lazım. Özledim minik sehpaları, dresuarları ve de koltukları. Bakalım zaman neler getirecek. Başka bir paylaşımda görüşmek dileğiyle...

14 Ocak 2015 Çarşamba

Evim, Güzel Evim

Daha önce yaptığım minyatür ev projesinden sonra yine bir ev projesi ile karşınızdayım. Bu defa biraz daha farklı bir çalışma yapmak istedim.




Minyatür ağaç yapmak için birçok yöntem mevcut. Ticari olarak satılan maket ağaçları da var. Ama gerçek minyatürcünün hazır yapım eşyalarla işi olmaz değil mi:) Şaka bir yana, mümkün olduğu kadar atık malzemeden minyatürlerimi yapmak bana keyif veriyor. "Tüketim her kişinin; üretim er kişinin harcı" diye beylik bir lafla bağlayalım. 

Ağaç yapım tekniklerinin Youtube'da videoları var. Ben yine tembelliğimden ve biraz da unutkanlığımdan dolayı yapım aşamalarını fotoğraflamadan direk bitmiş halini paylaşıyorum. 




Buradaki ağacı yaparken seramik hamuru, tel ve kumaş kullandım. Önce telleri birbirine sararak dalları ve kök yapısını istediğiniz gibi şekillendirip daha sonra bu telleri seramik hamuru ile kaplıyorsunuz. Kestiğimiz minik kumaş parçalarını tele yapıştırıyoruz ve ağacın dallarına tutturuyoruz.  




Evin yapımında ise foreks, ahşap çubuklar ve çatı kaplaması olarak da duvar kağıdı kullandım. Ben malzeme temininde bazen ciddi sıkıntı yaşıyorum. Teminde olduğu kadar nerede ne malzeme kullanacağım konusunda da problem olabiliyor. Bazen birkaç deneme ile sorunu aşsam da bazen çözümsüz kalıyor. Önceki çalışmalarda bahsetmiş olduğum ayna problemine bulduğum çözümü de anlatmıştım. Uzun süredir kafamı kurcalayan bir başka sorun vardı. Duvar kağıdı lazım olduğunda farklı mazlemelerle bunu halletmeye çalışıyordum. Bunun için size de önerebileceğim bir çözüm buldum. Duvar kağıdı satılan yerlerden (tabi benim kadar şanslı olamayabileceğinizi de gözönünde bulundurarak) kataloglardan kullanmadıklarını isteyebilirsiniz. Bir katalog, bir senelik malzeme ihtiyacınızı karşılar. Yaşasın geri dönüşüm:)




Çatı için birkaç farklı malzeme denemesinden sonra duvar kağıdı kullanmaya karar verdim. İşlemesi de gayet kolay. Görünüm olarak da gayet güzel bir sonuç ortaya çıkıyor.




Hep geri dönüşümden dem vururken burada biraz geri adım atalım. Bank ve pencereler için çocukların sayı çubuklarından kullandım. Başka bir adı var mıdır bilmiyorum ama bunları kesimleri temiz ve düzgün olduğundan tercih ettim. Tabi ki başka malzemeler de kullanılabilir.



Başka bir paylaşımda görüşmek dileğiyle...

6 Ocak 2015 Salı

Minyatür Ev





Çok masum duruyorlar değil mi? Fakat değiller. Başıma bayağı bir iş açtı bu arkadaşlar. Aşağıda anlatmaya çalışacağım. Minyatür eşya yapımına yeni başladığım zamanlardı. Ahşap çubuklardan yapmıştım. Ahşap çubuklar demişken doktorların dil basacağı olarak kullandığı "abeslang" da denilen tahta çubuklardan edinebilirseniz eğer (medikal malzemeler satan yerlerde bulabilirsiniz) kesimleri düzgün olduğundan ahşap objeler yapımında kullanışlıdır.

Neyse, uzunca bir süre bir kenarda kaldılar öylece. Sonra bir gün "bunlar böyle bir başlarına pek garipler" diye masa ve sandalyeleri de ekleyerek bir balkon projesi olsun istedim. Ama yine olmadı. Projeyi biraz daha geliştirip balkonlu bir eve dönüştürdüm.






1 masa ve 2 sandalyeyle başlayan proje minik bahçeli bir şirin bir dubleks şekline dönüştü. Burada da bitmedi. Ev, pek bir küçük geldi bana. "Biraz daha büyüteyim şu evi" dedim. Ve yeni eklemeler yaptım.





Daha sonra bazı küçük eklemeler daha yaptım ve nihai görünümüne kavuştu. Çiçekler yine sevgili eşimin eseri.




Ocağın yanında evin fotoğrafını çekmek de pek bir orijinal olmuş:) İşte bunlar hep amatörlükten.








Eleştiri, beğeni ve yorumlarınızı lütfen benimle paylaşır mısınız? Bir sonraki paylaşımda görüşmek dileğiyle...

5 Ocak 2015 Pazartesi

Çocuk Parkı

Oda temalı çalışmalardan sonra farklı bir şey deneme amacıyla böyle bir çalışma yapmaya karar verdim.


Minyatür oyun parkı



Bu çalışmada ağırlıklı olarak pipet kullandım. İlk önce pipetleri boyamakla işe başladım. Pipetler akrilik boyayı kolayca tutmadığından bir hayli uğraşmam gerekti. Belki daha pratik bir yöntemi vardır. Ahşap olan kısımları da monte etmeden önce boyadım.




Fotoğraflar bloga yüklendiğinde okunabilecek kadar net olacaklar mı bilmiyorum ama bu parka bir isim de verdim. Bingöl'de görev yaptığım esnada tanıştığım ve çok güzel anılarımızın olduğu; daha sonra bir çatışmada şehit olan Kahramanmaraşlı polis abim Halil Aksak'ın adı minyatür bir parkta da olsa yaşasın istedim.








Boyama bu projede en fazla zamanımı alan bölüm oldu. Çocuk parkı sonuçta. Rengarenk olmalı. Pipetler bir hayli hafif olduğu için ahşapla birleşme noktalarında üzerlerine binen yükü taşıyamadıklarından yapıştırma kısmı da oldukça zordu.







Başka güzel paylaşımlarda görüşmek üzere... 

3 Ocak 2015 Cumartesi

Minyatür'le Tanışma Hikayem

Meslekte 12. yılında olan bir hekimim. Çalışmalarımı sabote eden dünyalar güzeli bir kızım ve bir oğlum var. Beni çalışmalarımda destekleyen ve çoğu zaman da yardımcı olan el sanatları öğretmeni eşimin de katkılarıyla minyatür eşyalar yapıyorum.

İlk minyatürümü sanırım üniversite yıllarında bir yaz tatili esnasında yapmıştım. Tahminen 18 sene olmuş. Dile kolay. Bu bir maket uçaktı. 'Memlekete gittiğimde hala yerinde duruyorsa fotoğrafını çekip sizlerle de paylaşırım' demiştim. Ve şimdi sözümü tutuyorum. Genel olarak hasar görmemiş ama kuyruk kısmında bir eksiklik var. İşte yıllar önce yaptığım maket uçak.





Fakat, içimdeki minyatür canavarını keşfetmem çok sonraları olsa da ben bu küçük objelere hep hayranlıkla baktım. Ta ki bir gün kızıma ilaç kutularından minik bir çiftlik yapana kadar. İşte ne olduysa ondan sonra oldu. İşi gücü bırakıp minyatür eşyalar yapmaya başladım. 2014 başından beri uğraşıyorum minik eşyalarla. İlk yaptıklarım 1/12 ölçekli olsa da şu anda 1/25 ölçekli çalışıyorum ve bu çok daha keyifli bence. 1/25 oranında detay çalışmak çok zor olsa da sonuçta ortaya çıkan eser daha güzel oluyor.


İşin garibi daha dilimizde bu sanatın doğru dürüst bir adı bile yok. Minyatür denilince "Osmanlı minyatürleri" anlaşılıyor direk olarak. Dollhouse Türkçe değil; Türkçe olmadığı gibi yapılan tüm işleri de kapsamıyor. Minyatür mobilya desek, o da değil. Sanırım "Minyatür Eşya Sanatı" en oluru. İşte daha adı bile olmayan bir işle uğraşıyorum. 

Bundan sonra ara ara paylaşımlarda bulunmayı düşünüyorum. Bitmiş eserler yanında fırsat olursa yapımla ilgili ipuçlarını da paylaşabilirim. Eğer belli bir sayıya ulaşırsam kısmetse sergi açmayı da planlıyorum. Beğenilerinizle destek olursanız ne mutlu bana...